Courtney Taylor, Madrid’in sıcak havasında bembeyaz teniyle ışıldıyordu; iri göğüsleri göğsüne baskı yaparken, kalçasındaki o balon gibi dolgunluk her hareketini seksi bir davete dönüştürüyordu. Keiran Lee’nin bakışları önünde eriyordu adeta; o anın gerilimiyle kalbi deli gibi çarparken, elleri terli yarakını kavradığında Courtney’nin dudaklarında alaycı bir tebessüm belirdi. İlk dokunuşlarla başlayan bu pis oyun, giderek acımasızlaşıyor, Keiran’ın eli hızla inip kalkarak şehvetini körüklüyordu. Avuç içindeki kayganlık ve Courtney’nin nefes nefese bırakacak kadar sıcak nefesleri arasında zaman yavaşlarken, bu sikişin tadı damakta kalacak cinstendi.
Keiran’ın sertleşen yumuşaklığı ellerinde büyürken, Courtney utançsızca eğildi ve dudaklarını amına yaklaştırdı. Alttan yukarıya doğru yaptığı saksoyla adamın tüm bedenini titretirken, göz göze geldikleri an ateş fışkırıyordu aradan. Ağzının içinde bıraktığı ılık ıslaklıkla birlikte saçlarını eline doladı; parmakları sertçe çekiştirince yarak amcığını çıldırtan iğne saplanmalarına yol açtı. Bir yandan kumral kadının sırtını sıvazlıyor, diğer yandan bele vurduğu dayama ile tempoyu katladıktan sonra acayip bir sarsıntıyla adamın damarlarında patlama yaşandı.
Courtney’nin usta elleri ve dilinin oyunuyla doruğa ulaşmak kaçınılmazdı artık. Yaraktan fırlayan sıcak sıvılar dudaklarına bulaşırken, avuç içleri kavuşturan hareketlerle onu sonuna kadar sürklase etti. Vücudu terden sırılsıklam olmuştu; külot altından geçen parmaklarının hareketiyle amcığı kıvrandırıyor, iniltisini borazan gibi açıyordu. Bu tükürdüğünü saklamayan kadınla Keiran arasındaki erotik savaşa alevler eşlik ediyordu. Son itmeyle birlikte poposunu kıvıran Courtney’nin kalçalarından gelen ritimli sesler ve adamın son kez köklediği sertlik unutulmazdı; her ikisi de bu vahşi anın teslimiyetindeydi. Gözlerdeki hırs ve ağızdan çıkan keskin nefesler birleşip koyu bir doyum hikâyesine dönüştü orada, Madrid’in o karanlık odasında.

