Madrid’in karanlık sokaklarında, gece saatleri yaklaştığında Alexis ve Ava, gerçek bir pisliğin içine çekilmek üzereydi. Odanın boğuk havası, ter kokusu ve yakıcılığıyla doluydu. Alexis, cesur ama vahşi bakışlarıyla Ava’nın küçük bedenini açıyordu; kızgın bakışlarla amcığını çırılçıplak ortaya sererken parmakları hızla gezinmeye başlamıştı. Ava’nın yanakları kızarmasına rağmen gözlerindeki istek sırıltısı daha da keskinleşiyordu. Her ikisi de aslında bu kirli oyunun içinde kendilerini kaybetmeye hazırdı.
İki folloşun arasında tüy gibi hafif bir gerilim vardı; yavaş yavaş ateşlenen o an, dayanılmaz bir aciliyetle patlıyordu. Alexis’nin sert yarak köklemeleriyle Ava’nın amcığı derinlere kadar inliyordu. Her hareketiyle oyun daha da agresifleştiriyor, Ava’nın gırtlağından çıkan soluk soluğa iniltiler odanın dört bir yanına yayılıyordu. Yarası baştan aşağı titrerken Alexis’nin koparır gibi dayaması onu çıldırtıyordu. Bu sadece basit bir sikme değil; her itişte Ava’nın içindeki en kirli arzular kabarıp taşıyordu.
Sonra Ava, geri kalmayarak Alexis’yi dişleriyle hafifçe ısırıp kaburgalarını kavrayarak karşılık veriyordu. İki kadın arası bu savaşta üstünlük kolu sertlikteydi; ince deri altındaki damarlar atlıyor, her dokunuş elektrikleniyor adeta. Alexis’nin yarak başı Ava’nın dar amcığına her girdiğinde şiddetle oynuyor, kaslarını sıkıştırıyor ve bırakmıyordu. Sertlikten kaçamamışlardı artık; nefesler hızlanmış, sesler çatallanmıştı.
Finalde ikisi de kontrolü tamamen kaybedip aynı anda orgazma doğru sürükleniyorlardı. Alexis’nin yumuşayan yarak başı son kez Ava’nın sarkık amcığına batarken, iki folloş birbirlerine tutunup sertçe inlediler. İçeride patlayan o sıvıya karışan nefesler ve hıçkırıklar gecenin karanlığında yankılanıyor, akıllara kazınıyordu. Böylece Madrid’in bu kirli odasında iki kadın, sınır tanımayan sapıklığın doruklarında buluşmuştu; istekleri şimdiye dek yaşadıkları en acımasız ve tutkulu anlara gömülmüştü.

