Göğüsleri kabarmış, hamilelik hormonlarıyla dolu sarışın folloş telefonun diğer ucundaki müşteri temsilcisiyle konuşurken belini hafifçe oynatıyordu. Kocaman göbeğine rağmen, içine düştüğü bu yasak sikiş isteği dizginlenemiyordu. Telefonu elinde tutarken bir yandan da parmaklarıyla kendi amcığını uyarıyor, sıcak nefesini boğazından geçiriyordu. O anlarda, müşteri hizmetlerinin monoton sesi bile onu daha çok harlıyordu; her kelime adeta sanki onun amcığını kaşıyor, içini eritiyordu.
Aniden kalktı, masaya yaslandı ve bacaklarını açarak kendini saldı. Göbeğinin etrafını saran tişörtü yukarı çekti; karnındaki o yuvarlak hatlar gözler önüne serilirken küçücük çıplak memeleri dikleşmiş halde titreşti. Telefon hâlâ kulakta ama artık kimseyi dinlemiyormuş gibi sadece amcığıyla oynuyor, kızgın parmakları derinlere sürülüyor, içini boşaltmaya hazırlanıyordu. Bir yandan da kendine küfürler savuruyordu; “Amanın ya, şu boş beleş konuşmayı bırak da önüme dayanan yaraklarını hisset!” diye fısıldadı kendinden geçercesine.
Sonra hızlandı elleri; parmağını amcığının en hassas yerine kancalayıp bastırırken bacağını sertçe kaldırdı ve masanın kenarına dayadı. Bu pozisyonla büyüyen göbeği iyice dışa çıkmışken yavaşça saksonun hayalini kurdu; aklında müşteri temsilcisinin monoton sesi yerini gürültülü kıçına yumuşak ama derin bir köklemenin sesine bıraktı. Amcığını sertçe sıktıktan sonra “Ah lanet olsun sana!” diye haykırdı ve sonunda o dayanılmaz doruğa ulaştı: Yüzüne yayılan ılık terle beraber bembeyaz süt gibi sıvılar sutyenin üzerine akmaya başladı.
Telefon hattı kesildiğinde nefesi kesik kesikti ancak hala içindeki o deli arzuyla yanıyordu. Karnını okşayarak yere çömeldi, orada öylece kalıp göbekli bedenine duyduğu hazzın ağırlığında kayboldu. Öyle güçlü ve kirli bir sikişti ki bu hamileliğin getirdiği bütün kısıtlamaları yok saymıştı; kendi amcığından aldığı zevkin çıldırtan acısıyla tekrar tekrar inlemek için can atıyordu.

