Öncelikle ortam ateş gibi yanıyordu; iki folloş kızağın arasındaki elektrik hissediliyordu. Biri yandan saçlarını savururken, diğeri gözlerini ona sabitlemiş, dudaklarını ısırıyordu. Bu gece yalnızca arzu vardı, sınırlar yoktu. İlk olarak parmaklar sertçe amcıklarını karıştırdı, tüyler ürperten bir hareketle derinlere doğru dalıyordu. Amcığın her kıvrımında zevk çığlıkları yükseliyor, nefesler hızlanıyordu. İki kadın birbirine o kadar yakın ki, nefesleri bile birleşiyordu.
Sürekli değişen pozisyonlarla birbirlerinin amcıklarını didiklemeye başladılar; dil ve parmaklar o kadar vahşi ve agresifti ki sanki vurdukça daha da canlanıyorlardı. Birinin elinde kalan ama büyük zevk veren saksoyu diğerinin ağzına sokmasıyla sahne bambaşka bir şiddete ulaştı. Sessiz kalmak mümkün değildi artık; amcıktan çıkan inlemeler ve sert kökleme sesleri havayı dolduruyordu. Sonra ise işler daha da çirkinleşti: biri masanın kenarına kendini bıraktığında diğeri acımasızca arkasına geçip anüsünü sertçe işgal etti. O anın acısı zevke dönüştü; sık sık amcığa saplanan parmaklar ve yumruk gibi dayamalar, karşılıklı feryatlarla birleşiyordu.
Aralarındaki bağ artık tamamen müritlik gibiydi; biri ittirirken diğeri defalarca arkadan inletiliyor, hatta yukardan kontrolü ele alan kesik kesik ritimlerle devam ediyorlardı. Derin köklemenin yarattığı patlamaya doğru hepsi tek vücut halde ilerliyordu. Sonunda ikisi de yorgunluktan bitmiş ama o deli dolu sikişten sonra iyice teslim olmuştu. Yağlı vücutlar birbirine yapışmışken yüksek volümlü inlemelerle doruğa ulaşıp köpürdüler; amcıkları öyle şişmişti ki neredeyse parçalanacak gibiydi ama arzuları hala sönmemişti.
Kadının biri sessizce “Bir daha…” dediğinde diğerinin gözleri alabildiğine karardı, çünkü bu gece bitmiyordu, başlamanın tam zamanıydı…

